Asya Kaplanı ile karşılaşanın vay haline… İstanbul diken üzerinde

Asya Kaplanı ile karşılaşanın vay haline… İstanbul diken üzerinde

İstanbul’da son günlerde sivrisineklerden kaynaklı kaşıntı ve yara şikayetiyle hastanelere başvuruların artması tedirginliğe yol açtı. Asya Kaplanı özellikle Avcıları sarmış durumda. Peki İstanbul’a bela olan Asya Kaplanı neden yeniden hortladı…

İstanbul’da özellikle Avcılar’da ‘Asya Kaplanı’ isimli ölümcül etkileri olabilen sivrisinek türü yeniden görülmeye başlandı. İBB Sağlık Daire Başkanı Eryiğit, “Bu tür sivrisinekler hem gündüz hem gece hareket etme kabiliyetine sahip. Ciddi cilt lezyonlarına sebep oluyorlar” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ise ilaçlama çalışmalarına hız verdi. Ancak normal sivrisinekler için yapılan mücadele çalışmaları Asya Kaplanı’nda işe pek yaramıyor. İBB Sağlık Daire Başkanı Önder Yüksel Eryiğit ise ‘Asya Kaplan’ sivrisinekleriyle “Asya Kaplanı saldırgan bir sivrisinek türü. Bildiğimiz klasik sivrisineklerden farklı hareket ederler. Maalesef mücadele yöntemi de bildiğimiz diğer sivrisineklerden farklı. Sivrisinekler gece hareket ederler ve gece insanlardan kan emerler. Ama bu tür sivrisinekler hem gündüz hem gece hareket etme kabiliyetine sahip. Ciddi cilt lezyonlarına sebep oluyorlar.” diye konuştu.

ASYA KAPLANI İSTİLACI BİR TÜR

Asya Kaplan adı verilen Aedes albopictus, tüm dünyada istilacı ve tehlikeli bir tür olarak kendini gösteriyor. Asya Kaplan, kaşıntıya bağlı dermotolojik rahatsızlıkların yanı sıra humma ve zika gibi virüslerin de bulaşmasına neden oluyor.

MÜGE ANLI CANLI YAYINDA KAŞININCA GÜNDEM OLMUŞTU

2010 yıllarından sonra zaman zaman Türkiye’de ortaya çıkan Asya Kaplanı geçtiğimiz yıl Müge Anlı’nın canlı yayında kaşınmaya başlaması ile de gündem olmuştu. Aynı günlerde Yunanistan’da 11 kişinin Asya Kaplanı’nın bulaştırdığı virüsler nedeni ile ölmesi de İstanbul’da büyük tedirginliğe yol açmıştı. Hatta dünyanın en zengin insanları arasında yer alan Bill Gates sivrisinek fabrikasına fon vermesi nedeni ile istilaların başladığı iddia edilmişti.

İLTİHAPLANMALARA NEDEN OLUYOR

Sivrisinek ısırıklarına karşı uyarıda bulunan -Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Zekayi Kutlubay: “
“Özellikle açıkta kalan bölgelerde kızarıklık, şişme, ağrı, bazen sekonder enfeksiyon dediğimiz ikincil bir iltihaplanma da deriye yerleşerek yaygın yaralar tarzında karşımıza çıkabiliyor” dedi.

GİYİSİLERİN ÜZERİNDEN BİLE KAN EMEBİLİYORLAR

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necla Birgül İyison, sivrisineklerin genel olarak hastalık taşıdıklarını ancak Asya kaplan sivrisineklerinin daha tehlikeli olduğunu söyledi.

Daha agresif olan Asya kaplan sivrisineklerinin giysilerin üzerinden bile kanı emebildiğini aktaran İyison, vatandaşlara su birikintileri olan yerlerden uzak durmaları tavsiyesinde bulundu.

Sivrisineklerin su birikintilerine yumurtalarını bıraktıklarını kaydeden İyison, “Sivrisineklerin ürememesi adına su birikintilerinin kalkması lazım. Belediyelerin daha çok ilaçlama yapması gerekiyor.” dedi.

İlaçlamanın yaz dönemine girilmeden daha sık yapılmasının sineklerin gelişmesinin önüne geçebileceğini belirten İyison, vatandaşların kaşınma önleyici kremler kullanabileceğini anlattı.

Üniversite olarak yürüttükleri çalışmayla çam keseböceğinin yeme alışkanlıklarını bozduklarını ve yemeyen böceklerin öldüğünü dile getiren İyison, bu çalışmalarını Asya kaplan sivrisineklerine yönelik de yürüttüklerini söyledi. İyison, yıl sonuna kadar tamamlamayı hedefledikleri çalışmayla Asya kaplan sivrisineğinin daha az görülebileceğini kaydetti.

KIZARIKLIK ENFEKSİYON İHTİHAPLANMA

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekayi Kutlubay, kendilerine sivrisinek ısırığı şikayetiyle çok sayıda hastanın başvurduğunu bildirdi.

Önceki yıllarda ağustos ve eylülde bu tarz yakınmayla gelen hastalar olduğunu ancak bu yıl hazirandan itibaren şikayetlerin arttığını vurgulayan Kutlubay, şöyle devam etti:

“Özellikle açıkta kalan bölgelerde kızarıklık, şişme, ağrı, bazen sekonder enfeksiyon dediğimiz ikincil bir iltihaplanma da deriye yerleşerek yaygın yaralar tarzında karşımıza çıkabiliyor. Korkumuz özellikle alerjik bireyler üstünedir. Sivrisinekler alerjik bireyleri ısırdığı zaman sadece ısırdıkları yerde değil, ısırılmayan diğer bölgelerde alerjiye bağlı olarak yaygın döküntü, kızarıklık, kaşıntı, göz kapağında, dudakta şişme, vücutta kurdeşen benzeri döküntüler meydana gelebiliyor.”

Kutlubay, anafilaktik reaksiyonun tehlikeli olduğunu anlatarak, “Saniyeler, dakikalar içerisinde hastanın solunumunu gider, tansiyonu düşer, bilinci kaybolur. Çok çok nadiren de olsa hastayı kaybedebiliriz. Ama çok şükür ki bu sivrisinek ısırıklarında genelde karşımıza çıkmıyor.” dedi.

Son dönemde sivrisinek cinslerinin değiştiğine dikkati çeken Kutlubay, “Sivrisinekler ısırmıyorlar, resmen koparıyorlar. Isırdıkları zaman felaket ağrı da meydana gelebiliyor.” diye konuştu.

Kutlubay, vatandaşların genel koruyucu önlemler alabileceğini anlatarak, pencerelere sineklik takılmasını ve akşam dışarı çıkılacağı zaman uzun kollu giysilerin tercih edilmesini önerdi.

Sineklerin koyu renkli giysileri daha çok tercih etmesi nedeniyle açık renkte kıyafetler giyilmesi gerektiğini dile getiren Kutlubay, şöyle konuştu:

DİYABETİ OLANLARI VE KİLOLU OLANLARI TERCİH EDİYORLAR

“Özellikle sıfır kan grubu olan kişileri, şişman, diyabetik hasta, çok terleyen yani vücut kokusu olan kişileri daha çok tercih ediyorlar. Bitkisel birtakım yağlar var. Çay ağacı yağı, okaliptus yağı, fesleğen bitkisi, kekik yağı, lavanta yağı. Bunların sinek savar özelliği olduğu biliniyor. Bunları vücutlarına belli oranda seyrelterek sürebilirler. Eczanelerde satılan sinek kovucu spreyler var. Onlardan kullanabilirler. Buna rağmen sivrisinek ısırdıysa ve yara meydana geldiyse kaşıntı giderici losyonlar, haplar, yaraları bir an önce iyileşmesini sağlayan kortizon ve antibiyotik karışımı merhemler de rahatlıkla kullanılabilir.”

Kutlubay, sivrisinek ısırıklarından sonra vücutta yaygın döküntü, kızarıklık oluşması veya yaraların genişlemeye başlayarak sulanması halinde mutlaka dermatoloğa gidilmesini tavsiye etti.

Sivrisinekler ortaya çıkmadan mücadelenin başlaması gerektiğini vurgulayan Kutlubay, “Su birikintileri, göller, dere kenarlarının sivrisinekler larva dönemindeyken ilaçlanması lazım. Çünkü bir kere üredikten sonra siz ne kadar ilaçlasanız da başa çıkılamayabiliyor. Bazen mevcut ilaçlara karşı sivrisineklerde direnç gelişebiliyor. O açıdan mutlaka mevcut ilacı değiştirip farklı gruptan yeni seçenekli ilaçlar kullanmakta fayda var.” değerlendirmesini yaptı.

ÜREME KAYNAKLARI İNSAN ELİ İLE OLUŞTURUYOR

Öte yandan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ekipleri, Arnavutköy Sazlıdere’de sivrisineklere karşı ilaçlama yaptı.

Çalışmaları takip eden İBB Sağlık Daire Başkanı Önder Yüksel Eryiğit, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sivrisinek ve vektörlerle mücadelenin kültürel, biyolojik, fiziksel ve kimyasal alanda yürütüldüğünü anlattı.

Eryiğit, sivrisineklerle ilgili “İstanbul’da bizim sistemimizde kayıtlı, 210 bin üreme kaynağımız vardır. Bu kaynakların maalesef yüzde 86’sı da insan eliyle üremektedir.” dedi.

Bir gazetecinin “en çok hangi ilçelerde sivrisineklerin yoğun olduğu” yönündeki sorusu üzerine Eryiğit, şunları kaydetti:

“Beykoz, Sarıyer, Silivri, Çatalca gibi kırsalı daha çok olan ilçelerimizdeki sorun daha fazla. Sivrisineklerin üreme alanı durgun sulardır genellikle. Aedes türü saldırgan sineklerdeki üreme kabiliyeti diğer klasik sivrisineklerden farklıdır. Örneğin ağaç kavukları dediğimiz ağaçların nemli gövdelerindeki alanlar vardır. Oralarda bile üreme kabiliyeti vardır. Dolayısıyla yağıştan sonra toprağın nemli olması bile saldırgan türler yani aedes türleri için üreme alanlarıdır. O sebeple bu ilçelerde maalesef bu yoğunluklar fazla. Zaten bizim de mücadelemiz o ilçelere yönelik.”

Site ve yazlıklardaki süs havuzları gibi alanlarda yaşanan sivrisinek sorunlarıyla ilgili soru üzerine de Eryiğit, şu ifadeleri kullandı:

“Tatil bölgelerindeki sivrisinek, bizim en çok sıkıntı yaşadığımız durumlardan birisidir. Özellikle Adalar’da, tatil bölgelerinde yazlık olarak kullanılan yerlerde süs havuzları ya da çocuğun bırakılmış bir oyuncağında su birikmiş ya da saksının altında su aparatı unutulmuş, orada su kalmış. Buralara müdahale etmek istediğimizde kapı kilitli. Kapıyı açamıyoruz. Kapıyı açamadığımız zaman da o anda mücadeleyi yeterince yapamıyoruz. Dolayısıyla insanlarımızın bu konuyla ilgili ve duyarlı olmalarını istiyoruz. Yeni kaynak üretimini önemsiyoruz. Olmaması adına kendilerini bilgilendirmek, bilinçlendirmek istiyoruz ama bizim yaptığımız mücadelede de alanlara girebilme noktasında biraz daha bize yardımcı olmalarını, kolaylaştırmalarını öneriyoruz.”

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir