Son dakika gelişmeleri… MHP lideri Devlet Bahçeli, bugün gerçekleştirilen grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin konuşmasından dikkat çeken başlıklar şöyle:
Değerli milletvekilleri ve kıymetli katılımcılar, bugün toplantımıza katılan iki ilimize özel selamlarımı iletiyorum. Bu illerimizden biri Çanakkale Kahramanları, diğeri ise Köroğlu Ayvazlar. Ayrıca, Türk Millî Takımı’nın Amerika’da düzenlenecek Dünya Kupası’na katılması dolayısıyla, millî takımımız için hazırlanan marşlardan bahsetmek istiyorum. Bazı çevreler, geçmişte söylenenleri tekrarlayarak millî takımımızı Amerika’ya uğurlama planları yaparken, bizler Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in değerleri doğrultusunda, ülkücü sanatçılarımızdan hızlıca yeni bir marş hazırlamalarını talep ettik. İşte sizlere sunulan marş budur. Emeği geçen sanatçılarımızı tebrik ediyor, onlara selamlarımı iletiyorum.
Kıymetli hanımefendiler, beyefendiler ve değerli basın mensupları, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün sizlere huzur dolu, bereketli ve başarılı bir hafta diliyorum. Toplantımızı yurt içi ve yurt dışında takip eden tüm vatandaşlarıma sevgi ve selamlarımı gönderiyorum. Kültür coğrafyalarımızda zulme karşı kimliğini, umutlarını ve şerefini koruma mücadelesi veren kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ifade ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantısında bir arada olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum. Sözlerimizin ve niyetlerimizin milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, dünya üzerinde barış ve huzur hedef alınırken, bir ulusun kalbine silahlar doğrultuluyorsa, bu durum yalnızca o ülkenin değil, tüm insanlığın bir sınavıdır. Yakın coğrafyamızda yaşanan çatışmalar, savaşlar ve diplomatik gerilimler, uluslararası hukukun yanı sıra insanlık değerlerimizin de tehdit altında olduğunu göstermektedir. Atalarımızın dediği gibi, “Ateş düştüğü yeri yakar.” Ancak, günümüzdeki durum çok daha ciddi bir hal almış durumda; ateş, sadece düştüğü yeri değil, sınırları aşarak tehlikeli bir yangına dönüşmüştür.
Tarihsel deneyimlerimize ve uluslararası duruma baktığımızda, bu ateşin her kıvılcımının yeni cephelere, krizlere ve güvenlik tehditlerine sebep olduğunu görmekteyiz. Sözde barış çağrıları arasında yeni çatışmalar ortaya çıkmakta, yalan diplomasi ile maskelenen çıkarlar peşinde koşulmaktadır. Dünyayı pazarlık masası olarak gören emperyalist güçler, mazlumları ise birer sömürü aracı olarak değerlendirmektedir. Bu durum, barış ve güvenliğin sağlanması adına kritik bir dönemde olduğumuzu gösteriyor.